OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARI İÇİN DRAMA ÖRNEKLERİ

21/1/2008 · Kategori: DRAMA_UYGULAMALARI

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARI İÇİN DRAMA ÖRNEKLERİ

GRUP FOTOGRAFI
Çocuklar üçer kişilik gruplara ayrılır ve her gruba bir olay ya da durum söylenir.Ve çocuklar bu durum yada olayı canlandırarak poz verirler. Öğretmen de temsili bir fotoğraf makinesi ile onların resimlerini çeker.
Daha sonra gerçekleştirilen bu drama hakkında konuşularak çocukların neler hissettikleri, neleri canlandırdıkları, nerelerde zorlandıkları vb. konuşulur. Ardından da çocuklardan canlandırdığı rolü resmetmeleri istenir ve renkli kartonlardan çerceveler hazırlanarak bu resimler sergilenir.

canlandırılabilecek örnek durumlar:
- lokantada yemek yiyenler
- tuvaletin önünde çok sıkışmış halde sıra bekleyenler
- orkestrada bir müzik aleti çalanlar
- giyinenler
- soğuk havada incecik bir bluzle dışarı çıkmış kişiler
- sıcak bir havada terlemiş olanlar . . .


" BEDENİMİZ DAİRE
Çocuklar sandalyelerinde otururlar ve öğretmenin verdiği yönergeleri uygularlar. öğretmen ilk önce işaret parmakları ile havada daire çizmelerini ister. daha sonra tek ellerini kullanarak daire yapmalarını ister, ardından iki elleri ile daire yapmalarını söyler. daha sonra sıra ile tek kolları ile, her iki kolla, tüm vücutları ile daire yapmalarını ister. daha sonra çocuklar ayağa kalkarlar. iki kişi birlikte daire yapar, ardından dört kişi birlikte daire oluşturur. daha sonra tüm çocuklar birlikte çeşitli şekillerde daireler oluştururlar.
Daha sonra yapılan bu drama hakkında konuşularak çocukların fikirleri ve yaşantıları dinlenir. etraftaki daire şekilleri sorulur, örnekler vermeleri istenir. Ardından de destekleyici etkinlik olarak kırmızı ve siyah fon kartonlarına çizilmiş daireleri keserek uygun şekilde birleştirmeleri ve bir uğur böceği oluşturmaları istenir.

aynı uygulama kare, üçgen, dikdörtgen hatta çocuklarla daha önceden çalıştıysanız beşgen, altıgen gibi diğer geometrik şekiller için de uygulanabilir.


TREN ÇALIŞMASI
Çocuklar arka arkaya sıra olurlar ve birbirlerine tutunarak tren oluştururlar. en öndeki çocuk lokomotif olur ve diğerleri de vagonlar olurlar. lokomotif ne yaparsa vagonlar da aynısını yaparlar.

Çocuklar treni oluşturduktan sonra öğretmen yönergelerle çocukları yönlendirir: “ilk önce düz bir yolda ağır ağır ilerliyor trenimiz. İlerde dik bir yokuş var; tırmanıyoruz, tırmanıyoruz. Şimdi de yokuştan inmeye başladık, gittikçe hızlanıyoruz. İlerde büyük bir viraj var...” lokomotif arada bir düdük sesleri çıkarır ve yönergelerde istediği gibi canlandırmalar yaparak gruba liderlik yapar. İsteyen çocuklara lokomotif olma olanağı verilerek rol değişimleri yapılır.

Drama tamamlandıktan sonra çocuklarla yapılan bu drama hakkında konuşulur. Etkinlik sırasında neler hissettikleri, hangi bölümlerde zorlandıkları sorulur.

Daha sonra çocuklara tren resminin olduğu çalışma sayfaları verilerek yırtma yapıştırma tekniği ile tamamlamaları istenir.


FARKLI TOPLARLA HAYALİ OYUN;
Çocuklar daire şeklinde ayakta dururlar. Öğretmen aralarına girer ve elindeki çok ağır hayali topu bir çocuğa göderir. ağır topu alan çocuk, topun ağır olduğunu bedeni ve kollarının hareketleriyle ifade ederek topu başka bir arkadaşına gönderir, bu hayali ağır top tüm çocuklar arasında elden ele dolaşır en son öğretmene geri gelir ve öğretmen bu hayali ağır topu yere koyarak daha hafif bir top alır ve elinde zıplatma hareketi yaparak bir çocuğa gönderir. yine top tüm çocuklar arasında elden ele dolaşır. Daha sonra çok büyük, çok küçük toplarla oyun sürdürülür.

Tartışma aşamasında çocuklardan yapılan çalışmaları anlatmaları istenir. neler hissettikleri, hangi toplala oynamanın daha kolay ve zevkli olabileceği farklı büyüklük ve ağırlıktaki bu toplala hangi oyunların oynanabileceği sorulur.

destekleyici etkinlik olarak da çocuklardan farklı büyüklüklerdeki toplar ya da nesnelerin resimlerini yaparak boyamaları istenebilir.

çocuklar ikişer ikişer ayrılır ve her ikili bir meyve olurlar. Çocuklar daire şeklinde ayakta dururlar ve öğretmenin ismini söylediği meyveler yer değiştirir. öğretmen arada bir meyve sepeti der; bu durumda herkes yer değiştirir sepetteki meyveler karışmış olur.

drama sonunda çocuklarla tartışma aşaması gerçekleştirilir. bu aşamada çocuklara hem drama yaşantıları hakkında sorular sorulur, hem de meyveler hakkındaki bilgilerini tazeleyecek sorular sorulur. Örneğin yaz meyveleri hangileri, kış meyveleri hangileri gibi. Ya da hangi meyveler ekşidir, hangileri tatlıdır, hangi meyveler ağaçta yetişir gibi sorular sorulur.

destekleyici etkinlik olarak meyve resimleri verilerek boyamaları istenebilir.

AYNA - GÖRÜNTÜ

Öğretmen çocukları “U” şeklinde oturtur. Aralarından 6 çocuğu seçerek ikili eşler halinde karşılıklı dizilmelerini söyler. Çocuklardan üç tanesi “ayna” diğer üçü de “görüntü” olur. Görüntü olan çocuk bir hareket yapar ve ayna da onu taklit eder. Daha sonra roller değiştirilerek oyun tekrarlanır. Ardından öğretmen bir kez daha 6 kişi seçer ve drama tekrarlanır. ( tüm çocuklar bir kez ayna ve bir kez de görüntü olmalıdır)
TARTIŞMA BÖLÜMÜ:
1. Zihinde Canlandırma: Öğretmen çocuklardan gözlerini kapatmalarını ve soracağı soruları cevap vermeden sadece düşünmelerini ve hayallerinde canlandırmalarını ister:
“Görüntü rolünde hangi hareketleri yapmıştın?”; “ Ayna olmak zor muydu?”; “Sence oyunda ayna rolünde en başarılı olan kimdi?” . . .
2. Tanımsal Düzey: Öğretmen çocuklardan sorduğu soruları cevaplamalarını ister:
“Görüntü rolünde iken hangi hareketleri yaptın?” ; “ Ayna rolünde iken hangi hareketleri taklit ettin?” ; “ Ayna olmak mı yoksa görüntü olmak mı daha zor?” . . .
3. Duygusal Düzey: Öğretmen çocuklardan sorduğu soruları cevaplamalarını ister:
“ Görüntü olmak mı yoksa ayna olmak mı daha çok hoşuna gitti?” ; “Neden?” ; “Arkadaşının seni taklit etmesi hoşuna gitti mi?” ; “Neden?” . . .
4. Bilişsel Düzey: Öğretmen çocuklardan sorduğu soruları cevaplamalarını ister:
“Ayna nedir?” ; “ Ayna ne işe yarar?” ; “ Ayna nerelerde kullanılır?”
5. Yaşantısal Düzey: Öğretmen çocuklardan sorduğu soruları cevaplamalarını ister:
“Senin evinde nerelerde ayna var?” ; “ Ne zaman aynaya ihtiyaç duyuyorsun?” ; “ Evlerimizden başka nerelerde ayna var?” . .
6. Drama Oyununu Geliştirme: Öğretmen çocuklardan sorduğu soruları cevaplamalarını ister:
“ Hayatımızda hiç ayna olmasaydı ne olurdu?” ; “ Ayna yerine neleri kullanabilirdik?” . . .

Destekleyici etkinlik olarak da mukavva, renkli kartonlar, rölyef ya da alüminyum folyo ve pullar ile el aynaları yaptırılabilir.

DANS EDEN KELEBEKLER;
Sınıfa renkli tül, ipek, şifon, hafif kumaştan eşarplar getirilir ve sınıfın ortasına bir sepet koyularak eşarplarda içine koyulur. Çocuklara; “Şimdi hep beraber ‘Dans Eden Kelebekler’ isimli oyunu oynayacağız. Ama ilk önce ortadaki sepetin çevresinde el ele tutuşup bir daire oluşturalım.” denir. Çocuklar ortadaki eşarplardan ikişer tane alıp ceplerine koyarlar.
- Şimdi biz eşarplarımızla dans etmek ve oynamak istiyoruz. Bir hayvanı canlandıracağız. Hangi hayvan olabilir dersiniz? Bir kelebek evet evet onun da kanatları bizim eşarplarımız gibi ince.
- Bir kelebek bu kadar güzel kanatlara sahip olmadan önce nasıldı? Kim biliyor?
- Önce çok küçük bir yumurta idi. Bir anne kelebek, bu yumurtayı yumurtlar. Bu yumurtadan küçük tırtıl oluşur. Bu tırtıl durmadan yer yer ve şişmanlar. Daha sonra kendine çok sağlam küçük bir ev yapar. Buna KOZA denir.

- Bir süre sonra bu kozanın içinden o çok güzel kelebek çıkar.
- Bu gelişimi şimdi biz bir dansla canlandıracağız.
- Bu hikayeyi biz nasıl canlandırabiliriz? Bir düşünelim.
- Biz bir yumurta gibi yere yatalım. Bir tırtıl gibi yerde yürüyelim ve sanki yerdeki otları toplayalım, yer gibi yapalım.


- Daha önce cebimize koyduğumuz eşarpları üzerimize serelim ve kendimize bir koza oluşturalım. Bir süre hareketsiz duralım ve daha sonra kollarımızı ve bacaklarımızı gererek kozanın içinden çıkalım. Her iki elimizde iki eşarp onlar bizim renkli kanatlarımız olsun, tıpkı kelebeğinki gibi. Odanın içinde önce dikkatli, sonra cesaretle kollarımızı çırpalım.


- Kelebekler bir baloya giderler. Burada iki kelebek karşılıklı durur ve dans etmeye başlarlar. Birbirlerinin etrafında dönmeye başlarlar. Daha sonra beş kelebek bir araya gelirler. Bir daire oluştururlar, dört adım içeriye gelecek şekilde toplanırlar ve dört adım açılırlar. Her çift bunu karşılıklı bir kere tekrarlar.

- Kelebekler şimdi çok yorgun, uyuyup bu güzel balodaki çiçekleri rüyalarında görmek istiyorlar. Kelebekler yere yatar ve uykuya dalarlar.

- Hepsi yine uyanır, kollarını gererler. Hepimiz şimdi tekrar çocuk olduk. Güzel kanatlarımızı ortadaki sepete koyalım

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Çocuklarımızın Cinsel Gelişiminde Bazı Problem Durumları ve Çözü

21/1/2008 · Kategori: MAKALELERIM

Çocuklarımızın Cinsel Gelişiminde Bazı Problem Durumları ve Çözüm Önerileri

 

Çocuklarımıza hitap ederken kullandığımız kelimelere yeterince dikkat ediyor muyuz?Örneğin çocuğumuza olan sevgimizi dile getirirken en çok hangi sözcükleri seçiyoruz ; bebeğim,güzelim,tatlım,cicim vs. kelimeler ilk akla gelenler tabii…

Burada benim dikkat çekmek istediğim birkaç şey var bazı anababalar çocuklarına seslenirken “anneciğim”,”babacığım” gibi diğer akrabalarda “halacığım”, “teyzeciğim” gibi ifadeler kullanıyor.Bu hitap şekilleri en temel eleştiriyle başlayacak olursak bir Türkçe dil yanlışıdır.Ebeveyn veya çocuğun yakını kendini tanımlayan sözle çocuğa sesleniyor,annesi çocuğuna “anneciğim” diyor.Anadilini doğru ve etkin kullanan çocuklar yetiştirmek istiyorsak böylesi söz yanlışlarıyla çocuklarımızı kavram karmaşasına sokmamalıyız.Türkçemizde çocuklarımıza sevgimizi gösterecek  yığınla kelime var..

           Bir başka sorun da anababaların çocuklarına eşlerine olduğu  gibi sevgilim, aşkım diye hitap etmeleri... Çocuğun içinde bulunduğu 0-6 yaş dönemi kişiliğin temellerinin atıldığı dönemdir.Bu dönemde özgüvenle beslenen ve yaratıcılığı desteklenen çocuklar bağımsızlıklarını kazanıyor ancak bu dönemde karmaşa olursa bağımlılık artabiliyor. Çocuğu bu dönemde mümkün olduğunca gerçekliğe yaklaştırmak gerekir.Bu dönemde çocuğun kendi yaşıtı olan bir sevgilisi olabilir.Buna olumsuz yaklaşılmamalıdır.Çoğu anne baba “sen daha küçüksün senin aklın ermez böyle şeylere” diyerek bu  davranışı bastırma yoluna gitmektedir.Oysa bu sevgili sayesinde artık çocuk anne ve babasına olan bağımlılığından da kurtulmuş oluyor. Cinsel aktarım anne ve babadan farklı bir yöne kaymış oluyor. Bu çocuk için karmaşanın çözümlenmeye başlanması anlamına da geliyor.Yalnız bu yaşlarda çocuğun cinsel gelişimini desteklerken ölçülü ve bilinçli tutumlar sergilemek şarttır                 

 

           Bu dönemde anne-baba nasıl davranmalı:

Tutarlı, abartısız ve anlayışlı bir yaklaşımla onları dinleyin.

‘Bu yaşta aşk olmaz, ayıp değil mi?’ tavrı ile kendisini suçlamasına neden olmayın.

‘Arkadaşını diğer kişilerden daha çok sevdiğin ve beğendiğin için aşık olduğunu söylüyor olmalısın’ gibi bir yaklaşım, çocukta anlaşılmış olmanın rahatlığını yaratır.

Üstünde durulmaz normal seyrine bırakılırsa kısa bir süre sonra düzelecek ya da en azından şiddeti azalacaktır.

3-6 yaşında çevresine merak duymaya başlayan çocuğun, çevresindeki grup içinde bir seçim yapması doğaldır. Zaten yaşadıkları da sevgi aslında. Bazen çok belirgin davranışları gözardı etmek, üzerinde çok fazla durmamak, ilgiyi dağıtmak da gerekebilir.Ağızdan öpüşme isteği sık rastlanıyor bu yaşta. ‘Ağızdan öpüşme hasta olursun. Yanağını, elini öp demek doğrusu. ‘Aşık oldum’ dediğinde, ‘Tabii arkadaşını seveceksin’ denmeli. ‘Farklı’ derse de ‘Çünkü o senden farklı’ diye açıklamalı. Yasaklama ve özendirmeden kaçınmak önemli.

Yine bu konu aracılığıyla cinsel gelişim gündeme gelmiş iken  çocuğumuzu kendi yatağında yatırmanın da onun cinsel gelişimi için çok önemli olduğunun altını bir kez daha çizmek gerekir.Özellikle 3 yaşından itibaren ebeveynler ve çocukları aynı odada ve aynı yatakta uyumamaya özen göstermeleri gerekiyor.  Birinci nokta çocuğun bağımsızlığının desteklenmesi açısından önem taşıyor. Çünkü bu dönemde çocuk birey ve karşı cins birey olma çabası içerisinde oluyor. Anne ve babanın yanında yatma isteği çocukların kafasındaki karmaşayı artırabiliyor.Çocuklarımızın cinsel gelişimi esnasında bastırıcı ve yasaklayıcı önlemler ne kadar zararlıysa  kontrolsüz ve aşırı hoşgörülü tutumlar da bir o kadar yanlış sonuçlar doğurabilir.3-6 evresinde ebeveynlerin çocuklarla banyoya çıplak girmesi de başka bir sakıncalı davranıştır.Çünkü çocuklar bu dönemde erojen dürtülere açık olduğundan ebeveynlerin çocuklarıyla banyodayken giyinik olmalarına özen göstermeleri gerekiyor.

                                                                                  İsmail KEKÜLLÜOĞLU

[1]                                                                                



[1] Makalenin ilk yayını  20,09,2006  www.okuloncesi.gen.tr sitesidir okuduğunuz metin yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş halidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ALAY EDİLME İLE BAŞA ÇIKMA BECERİSİ

21/1/2008 · Kategori: SOSYAL_BECERI

ALAY EDİLME İLE BAŞA ÇIKMA BECERİSİ

 

Alay etme pek çok çocukta güvensizlik yaratır, alay edilen çocuklar okula gitmeyi reddedebilirler.Okul öncesi dönem çocukları arkadaşlarıyla gülerek alay ederler.Bu dönem çocuklar fikirlerini mantıksal süzgeçten geçiremediği için doğrudan ifade ederler . Anaokuluna başlayan çocuklar kurallara uymayı öğrenme aşamasıyla beraber gruba aitlik duyguları güçlenir.Çocuklar akran kabulu görmek amacıyla arkadaşlarıyla alay ederler.Kız ve erkek çocuklar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Erkekler birbirlerini zayıf noktaları ve erkeklik özelliklerine ilişkin konularda,kızlar ise arkadaşlarını grup dışında bırakma, söylentiler yayma, gibi yaklaşımları tercih ederler.

 

Örnek problem durumlarına biraz değinmek gerekirse;

Çocukların yaptığı dil yanlışları; çocuk bir kelimeyi yanlış telaffuz ettiğinde çoğu zaman güleriz ve çocuğun söylediğini tekrarlarız.Bu tepkiyle karşılaşan çocukta güvensizlik ve utangaçlık gelişecektir.Bunun yerine çocuğun yanlış söylediği kelime düzeltilmeli ve doğru telaffuz etmesi konusunda teşvik edilmelidir.

 

Alay edilmeye açık ve telaffuzu zor isimler;belki çok güzel anlamlar içeriyordur verdiğiniz isim ; tarihi ,manevi simgesi yüksek olabilir ancak maalesef bazı durumlarda (örnek vermek istemiyorum çünkü öznel bir değerlendirme olduğu düşünülebilir) okul çağındaki çocuklar isimlerinden dolayı arkadaşları tarafından rencide ediliyor.Çocuklarımıza isim verirken biraz daha dikkatli olmalıyız diye düşünüyorum.

 

Bir başka problem oluşturabilecek konu da  çocuğa aşırı dikkat çekici ve uyumsuz renklerden oluşan kıyafetler giydirilmesidir.Çocuğun devam ettiği okulda bulunan öğrenci kesimin ortalama bir profili vardır(Sosyo-ekonomik düzey ve buna bağlı yaşam tarzı aynı olmasa bile birbirine yakındır).Bu profilin alt düzeyinin gerisinde kalan veya üst düzeyi de aşan bir durum ve görünüm olduğunda diğer çocukların dikkatini çekecektir.

 

Bazı çocuklar fiziksel özelliklerinden dolayı arkadaşları tarafından hedef olarak seçilirler. Gözlük, işitme cihazı v.b. tıbbi araçlar kullanan çocuklar akranları tarafından dışlanabilirler. Bu durumda kullanılan cihazın gerekliği ve işlevi hakkında çocuk ve arkadaşlarına bilgi verilebilir

 

Eğitimciler sınıf yönetimi yaklaşımında öğrencileri kibar ve anlayışlı davranmaları konusunda yönlendirmeli,alaycı yaklaşımları kesinlikle kabul etmediğini açıkça belirtmeli,benzer sorunlar yaşayan çocukların akran dayanışması yaklaşımı doğrultusunda birbirlerine destek olmalarını sağlamalı,sınıf içinde liderlik özelliklerine sahip, iletişim becerileri gelişmiş öğrencilerin sürtüşmeleri çözebilmeleri için arabuluculuk yapmalarını sağlamalıdır.

 

 Alay etmeye karşı koymak için öğrencilere anlatılabilecek bazı sorun çözme seçenekleri:

1. Dur ve 5’e kadar say

2. Seninle alay edenleri görmezden gel

3. Kendini nasıl hissettiğini söyle, örneğin "bana dörtgöz dediğin zaman kendimi çok kötü hissediyorum” v.b.

 Anne-babalar ne yapmalı?Anne-babanın varolan sorunları göz ardı ederek “Yok bir şeyin onlar seni kıskanıyorlar” şeklindeki yorumları ise çocuğun  stresini  artırır.Anne-babalar,alay edildiğini söyleyen çocuğu dinleyip  empati kurarak duygularını onaylamalı,çocuğun bu  durumla başa çıkma yolundaki çabalarını övmeli,çocuğun kendisiyle alay eden kişiye bakarak göz teması kurmasını söylemeli( Bu güven ve güç ifadesidir.)Anne ve babası tarafından sevilmeyen, diğer çocuklarla sık sık kıyaslanarak alay edilen ve dayakla cezalandırılan bir çocukta, gerginlik halleri görülebilir, devamı ise, geri dönülemez uyum bozukluklarına neden olabilir.Sürekli eleştirilen, başarısızlıklarına vurgu yapılan ,alay edilen çocuklar güvensiz ve utangaç yetişirler. Çocuğun hatalı davranışlarına vurgu yapmak yerine, olumlu davranışlarının ödüllendirilmesi gerekir.

                                                                                                    İsmail KEKÜLLÜOĞLU

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUĞUN FİZİKSEL GELİŞİMİ

21/1/2008 · Kategori: GELISIM TABLOSU

         YENİDOĞAN BEBEK

 

Günün büyük bir bölümünü uyumakla geçirir.

Bu dönemde bebeğin hareketleri istemli ve amaca yönelik değildir.

Yeni doğmuş bebeğin çoğu hareketi refleksler tarafından kontrol edilir. Bunlar emme, yutkunma, yakalama refleksleridir. İsteme bağlı, yani bebeğinizin isteyerek yaptığı hareketler, bebeğiniz birkaç haftalık olduktan sonra başlar.

Hareketler bütün vücudu ilgilendirir. Henüz yüz mimikleri gelişmemiştir. Görme keskinliği azdır, ancak bebek parlak ve hareketli objeleri takip edebilir.

 

          3 AYLIK

              Baş ve boyun kontrolü gelişmiştir. (Sırtüstü yatarken kollarından çekilip kaldırıldığında baş geriye düşmez. Yüzüstü konulduğunda başını ve göğsünü yerden kaldırabilir). 

v     Oyuncaklara uzanır ve tutmaya çalışır.

v     Elleriyle oynar.

v     Sesin geldiği tarafa dönebilir.

v     Uyaranlara yanıtı daha bilinçlidir.

v     Annesini tanır ve anneye gülümser.

v     Karın üstünden sırtüstüne yuvarlanabilir.

         6 AYLIK

v     Desteksiz oturmaya başlar.

v     Elindeki nesneleri diğer eline geçirebilir.

v     Elindeki nesneleri ağzına götürebilir.

v     Yabancıları tanır.

         9 AYLIK

v     Emeklemeye başlar.

v     Mobilyalara tutunarak ayağa kalkar.

v     Oyuncaklara uzanır ve tutar.

v     İsmini tanır, adı söylendiğinde bakar.

v     Ma-ma, ba-ba gibi heceleri söylemeye başlar.

v     İlk dişi çıkar.

        12 AYLIK

v     Yürümeye başlar.

v      Parmakları ile küçük cisimleri tutabilir.

v     1-2 kelimeyi bilinçli olarak kullanır.

v     Taklit oyunlarına başlar.

        18 AYLIK

v     Koşmaya başlar.

v     5-15 kelimelik bir kelime hazinesi oluşur.

v     Renkleri tanır.

        24 AYLIK

v     Merdivenleri önce çıkmayı sonra inmeyi öğrenir.

v     2-3 kelimelik cümleler kurabilir.

v     Kaşık kullanmayı becerir.

v     Küpleri üstüste koyabilir (7 küpe kadar).

          İKİ ÜÇ YAŞ ARASI

v     Düşmeden koşabilir

v     Bazı çizgileri taklit eder

v     Merdivenden rahatlıkla kendi başına inip çıkabilir

v     Oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir

v     Düğmesini açabilir

v     Üç tekerlekli bisikleti sürebilir

v     Tek ayak üstünde kısa bir süre durabilir

v     Bir bardak suyu taşıyabilir

v     Yürürken engelleri adım atarak rahatlıkla geçer , rahatlıkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir ,

 

            

 

          ÜÇ DÖRT YAŞ ARASI

v     Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir

v     ayakkabısını giyer

v     kendini doyurabilir ,

v     düz çizgi çizebilir ,

v     tek başına dolaşmaya çalışır ,

v     çift ayakla 40 cm sıçrayabilir , öne takla atabilir ,

v     yardımsız kaydıraktan kayabilir ,

v     çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilir ,

v     oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir ,

v     40-50 cm den aşağı atlayabilir ,

v     tek ayakla sıçrayabilir ,

v     dans etme müzik ile beraber tempo tutma ,

v     zıplayan topu eli ile tutma ,

v     kağıttaki şekilleri boyar ,

v     3-4 renk eşleştirebilir ,

v     aynı kartları eşleştirebilir ,

v     bazı harfleri eşleştirebilir ,

v     artı eksi yapabilir ,

 

            DÖRT ALTI YAŞ ARASI

v     Makasla kağıtları kesebilir ,

v     bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir ,

v     öğretilirse adını yazabilir ,

v     sek sek oynayabilir ,

v     üçgen ve kare yi kopyalar ,

v     kendi giyinir kendi soyunur ,

v     ayakkabısını bağlar ,

v     yüzünü yıkar ,

v     dişini fırçalar ,

v     altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir ,

v     el becerileri gözle görülür bir şekilde gelişir,

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

AİLEDE Kİ STRES ETKENLERİ VE ÇOCUK

16/1/2008 · Kategori: UYUM BOZUKLUKLARI

LEDE Kİ STRES ETKENLERİ VE ÇOCUK

Çocuklarda dahil olmak üzere yaşayan her canlıyı psikososyal stres etkenleri etkiler. Zaten stres etkeninin bir insanı etkilememesi durumunda da normal bir psikolojik yapıdan bahsetmek zor olur. Bu etkilenme her bireyde az veya çok değişik şekillerde görülür. Çocuğun yetişmesinde ve hayata adım atmasında birincil , en önemli ve vazgeçilmez basamak olan aile ortamı da çocukların psikososyal gelişimini direk olarak etkiler. Aileyi etkileyen her türlü olayın çocukta büyük veya küçük bir etkisini görmek mümkündür. Aile ortamını yaşayan bir organizma olarak kabul edebiliriz . Nasıl ki kişinin bir organı hasta olduğunda bütün vücüdu etkilenir ve işlev kaybına uğrar , aynı şekilde aile üyelerinden birinde ki bedensel veya ruhsal sorun veya onu etkileyen stres etkeni de ailenin ve aile üyelerinin işleyişini , psikolojisini ve yapısını etkileyecektir. Bu etkilenme sonucunda aile ile birlikte aile içindeki her bireyde yakın veya uzak gelecekte bazı etkilenme belirtilerinin görülmesi kaçınılmazdır.

Şunun altını çizmek gerekir ki aileyi oluşturan temel unsurlar olan Anne ve babanın çocukluk dönemindeki durumları ,hayatları boyunca karşılaştıkları olaylar ,şu an ki kişilik yapıları , eğitim durumları , çevre şartlarından etkilenmeleri , toplumsal statüleri gibi bir çok konu ailenin bu gününü ve geleceğini her konuda etkileyecektir. Yani bir anne babanın küçükken başından geçen bir hadise veya anne babasından devamlı olarak gördüğü davranış tarzı onun stres etkenine karşı cevap durumunu aynı zamanda çocuğuna karşı uyguladığı eğitimi veya gösterdiği tepkiyi etkiler. Bununla birlikte bir ailenin şu anki durumunu ve stres etkenine karşı gösterdiği cevabı tam olarak değerlendirmek için onun geçmişindeki etkenleri hesaba katmak yerinde olur. Basit bir örnek verelim anne babanın çocukken karşılaştığı örnek olarak bir ölüm olayında ,kendi anne babalarının tepkisi onun şu an aynı olay karşısındaki tepkisini belirler veya etkide bulunur. Bu örnekleri sonsuza kadar artırabiliriz. Anne babanın hayatında karşılaştığı her olay onların şu anki durumuna gelmesine ve kişiliğinin şekillenmesine negatif veya pozitif bir katkı sağlamıştır. Aynı zamanda aynı aile içerisindeki her bir çocuğun şu anki hemen her konudaki iyi veya körü yönde etkilenmeleride onların ileriki dönemde durumlarını belli edecektir.

Sonuç olarak stres etkenlerinin , strese anne babanın verdiği cevabın , stres etkeninin süresinin , destek faktörlerinin , stres sonucunda ailenin aldığı konumun çocuğun gelişiminde kesin bir etkisi vardır. Bu çocuk isterse anne karnında bir çocuk olsun veya 6 aylık çocuk olsun hiç fark etmez. Bu stres etkenlerinin kısa ve uzun vadede bir çok etkisi olacaktır , anne babaya düşen görev bu etkilenmenin negatif etkenlerini en aza indirmesi , hatta bu stres ortamında bile çocuğu adına kazanımlar sağlamasıdır.

Stres etkenlerini sıralayacak olursak ( herhangi bir aile üyesini veya bütün aileyi etkileyen ) : Bir yakın yada arkadaş ölümü , taşınma , ayrılık , boşanma , göç , ekonomik zorluklar , bedensel hastalıklar , tabii afetler ,sosyokültürel sorunlar , cinsel yada fiziksel istismar , ebeveynlerde ki madde bağımlılığı , çocuğa yeterli ilgi sevginin verilememesi , çocuğun sağlık bakımının yapılamaması ,çocuktaki zeka sorunlarına paralel olmayan ondan aşırı beklenti içinde olma , işsizlik , yeni bir iş , ebeveynlerin işyerinde terfi olması ( iş yoğunluğunu ve başarı kaygısını artırarak çocuğa olan ilgiyi azaltabilir) , yeni bir kardeş doğumu , toplumu etkileyen stres faktörleri , suça bulaşma ve sabıkalı olma , ikincil evlilik , anne babanın aşırı koruması ,çocuğu çok aşırı kontrol , okur yazar olmama , okuldaki şiddet olayları , okul sorunları , eğitim sistemi ile ilgili sorunlar , vb.

Aileyi etkileyen stres etkenleri sonucunda anne babanın etkilenmesi ve bazı psikolojik sorunların oluşması olağandır. Aslında her bir stres etkenine karşı farklı bazı belirtiler oluşmasına karşın genel olarak anne babada oluşabilecek belirtiler şu şekilde sıralanabilir :Anne babada depresyon , hayata karşı isteksizlik , kendi bakımında azalma , iş motivasyonunda azalma , ailesine olan ilgide azalma , uyku ve iştah değişiklikleri , konsantrasyon düşüklüğü , çabuk sinirlenme , tahammülsüzlük , çocuklarının sevgi ve duygusal ihtiyacını karşılayamama , yalnızlığa eğilim , sosyal çevrelerinde uyumsuzluklar , halsizlik , yorgunluk , madde bağımlılığına eğilim ,ailesine ayrılan vakitte azalma vb gibi bir çok belirtiyi anne baba gösterebilir. Anne babadaki bu değişikliklerin muhakkak olarak işleyen aile yapısına , o ailede yaşayan bireylere ve elbetteki çocuklara çok önemli etkileri olacaktır. Bu etkileri kısa vadede ve uzun vadede etkiler olarak ikiye ayırabiliriz. Bu konu çok ayrıntılı olduğundan başka bir zaman bu konuyu ayrı bir başlık altında incelemek istiyorum.

Çocuklarda görülen belirtileri ise şöyle sıralayabiliriz: Okul başarısında düşme , arkadaş ilişkilerinde sorunlar , sosyal aktivitelere karşı ilgisizlik , kendi özgüveninde azalma , tahammülsüzlük , çabuk sinirlenme , çok fazla uyuma veya uykusuzluk , iştahda artma veya azalma , olayları olumsuz değerlendirme , yalnızlığa eğilim , alınganlık ta artış , karşı gelme , riskli davranışlar , madde kullanımına eğilim , herşeyden çabuk sıkılma , sevdiklerinin başına bir şey gelecek korkusu , içe çekilme ve sessiz sakin olmayı tercih etme ,okula gitmek istememe , konuşmaya ve etkileşime isteksizlik , sese ve olaylara karşı aşırı uyarılma , öfke patlamaları , aşırı hareketlilik görülebilir

Çocuklarda olabilecek psikiyatrik durumları ise , Depresyon , travma sonrası stres bozukluğu , altını ıslatma (tuvalet kontrolünü sağlayan çocukta tekrar kontrol kaybı olabilir veya yaşına uygun tuvalet kontrolünü sağlayamama ) ve kirletme ( büyük tuvaletini gece veya gündüz kaçırma ) , tik bozuklukları , kekeleme , konuşma bozuklukları , davranış değişiklikleri ( parmak emmeye başlama , çocuksu davranışlar vb. ) , reaktif bağlanma bozukluğu , dissosiyatif bozukluklar , kaygı bozuklukları ,uyku bozuklukları vb.

Yapılması gerekenler ( her yaş için farklı olmak üzere genel yaklaşım olarak )

1- Stres etkeninden çocukları mümkün olduğunca korumaya çalışmak

2- Anne babanın bu durumdan etkilenmeleri durumunda vakit geçirmeden psikiyatrik yardım almaları

3- Çocuğa yönelik sevgi ve destek mesajlarının artırılması

4- Okul ve öğretmen ile işbirliğinin sağlanarak onların çocuğa yönelik ilgi ve desteğinin artırılması

5- Bu dönemde gelişebilecek madde bağımlılığı , riskli davranışlar olarak çocukların durumlarının takip edilmesi

6- Anne babanın mümkün olduğunca çocuğu ile yakınlık sağlayarak onun kendini ve duygularını ifade etmesine zemin hazırlamaları

7- Çocukta görülebilecek davranış değişiklikleri ve yukarıda sayılan belirtilerin fazlalığı durumunda gerekli psikiyatrik müdahalenin vakit geçirmeden yapılması

8- Çocukların bu dönem için mümkün olduğunca sosyal aktivite yönünden desteklenmeye çalışılması

9- Dinlenmeye ve stres ortamınının etkisini azaltan faaliyetlere ailenin tamamının katılması

10- Çocuğun motivasyonunu ve moral durumunu artıracak kişilerle sık sık görüştürülmesi

11- Uzun dönemde stres etkeninin etkileri açısından uyanık olmak

12- Çocuğa gösterilen hoşgörü sınırlarını bu dönem için (stres etkeni geçene kadar) artırmak (bu arada uygunsuz olarak görülen davranış problemleri konusunda dikkatli olmak )

13- Çocuğun olaylar karşısındaki duygusal ifadelerine değer vermek ve onları bazı konularda doğrular çerçevesinde rahatlatmaya çalışmak

14- Çocuğa ayırılan vaktin artırılarak ona olan desteğin her iki ebeveyn tarafından olmasını sağlamak

15- Daha önceden tahmin edilebilen stres etkenleri için önceden bazı tedbirleri almak ve çocukları bu olaylara hazırlamaya çalışmak

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::