Çocuklarımızın Cinsel Gelişiminde Bazı Problem Durumları ve Çözü

21/1/2008 · Kategori: MAKALELERIM

Çocuklarımızın Cinsel Gelişiminde Bazı Problem Durumları ve Çözüm Önerileri

 

Çocuklarımıza hitap ederken kullandığımız kelimelere yeterince dikkat ediyor muyuz?Örneğin çocuğumuza olan sevgimizi dile getirirken en çok hangi sözcükleri seçiyoruz ; bebeğim,güzelim,tatlım,cicim vs. kelimeler ilk akla gelenler tabii…

Burada benim dikkat çekmek istediğim birkaç şey var bazı anababalar çocuklarına seslenirken “anneciğim”,”babacığım” gibi diğer akrabalarda “halacığım”, “teyzeciğim” gibi ifadeler kullanıyor.Bu hitap şekilleri en temel eleştiriyle başlayacak olursak bir Türkçe dil yanlışıdır.Ebeveyn veya çocuğun yakını kendini tanımlayan sözle çocuğa sesleniyor,annesi çocuğuna “anneciğim” diyor.Anadilini doğru ve etkin kullanan çocuklar yetiştirmek istiyorsak böylesi söz yanlışlarıyla çocuklarımızı kavram karmaşasına sokmamalıyız.Türkçemizde çocuklarımıza sevgimizi gösterecek  yığınla kelime var..

           Bir başka sorun da anababaların çocuklarına eşlerine olduğu  gibi sevgilim, aşkım diye hitap etmeleri... Çocuğun içinde bulunduğu 0-6 yaş dönemi kişiliğin temellerinin atıldığı dönemdir.Bu dönemde özgüvenle beslenen ve yaratıcılığı desteklenen çocuklar bağımsızlıklarını kazanıyor ancak bu dönemde karmaşa olursa bağımlılık artabiliyor. Çocuğu bu dönemde mümkün olduğunca gerçekliğe yaklaştırmak gerekir.Bu dönemde çocuğun kendi yaşıtı olan bir sevgilisi olabilir.Buna olumsuz yaklaşılmamalıdır.Çoğu anne baba “sen daha küçüksün senin aklın ermez böyle şeylere” diyerek bu  davranışı bastırma yoluna gitmektedir.Oysa bu sevgili sayesinde artık çocuk anne ve babasına olan bağımlılığından da kurtulmuş oluyor. Cinsel aktarım anne ve babadan farklı bir yöne kaymış oluyor. Bu çocuk için karmaşanın çözümlenmeye başlanması anlamına da geliyor.Yalnız bu yaşlarda çocuğun cinsel gelişimini desteklerken ölçülü ve bilinçli tutumlar sergilemek şarttır                 

 

           Bu dönemde anne-baba nasıl davranmalı:

Tutarlı, abartısız ve anlayışlı bir yaklaşımla onları dinleyin.

‘Bu yaşta aşk olmaz, ayıp değil mi?’ tavrı ile kendisini suçlamasına neden olmayın.

‘Arkadaşını diğer kişilerden daha çok sevdiğin ve beğendiğin için aşık olduğunu söylüyor olmalısın’ gibi bir yaklaşım, çocukta anlaşılmış olmanın rahatlığını yaratır.

Üstünde durulmaz normal seyrine bırakılırsa kısa bir süre sonra düzelecek ya da en azından şiddeti azalacaktır.

3-6 yaşında çevresine merak duymaya başlayan çocuğun, çevresindeki grup içinde bir seçim yapması doğaldır. Zaten yaşadıkları da sevgi aslında. Bazen çok belirgin davranışları gözardı etmek, üzerinde çok fazla durmamak, ilgiyi dağıtmak da gerekebilir.Ağızdan öpüşme isteği sık rastlanıyor bu yaşta. ‘Ağızdan öpüşme hasta olursun. Yanağını, elini öp demek doğrusu. ‘Aşık oldum’ dediğinde, ‘Tabii arkadaşını seveceksin’ denmeli. ‘Farklı’ derse de ‘Çünkü o senden farklı’ diye açıklamalı. Yasaklama ve özendirmeden kaçınmak önemli.

Yine bu konu aracılığıyla cinsel gelişim gündeme gelmiş iken  çocuğumuzu kendi yatağında yatırmanın da onun cinsel gelişimi için çok önemli olduğunun altını bir kez daha çizmek gerekir.Özellikle 3 yaşından itibaren ebeveynler ve çocukları aynı odada ve aynı yatakta uyumamaya özen göstermeleri gerekiyor.  Birinci nokta çocuğun bağımsızlığının desteklenmesi açısından önem taşıyor. Çünkü bu dönemde çocuk birey ve karşı cins birey olma çabası içerisinde oluyor. Anne ve babanın yanında yatma isteği çocukların kafasındaki karmaşayı artırabiliyor.Çocuklarımızın cinsel gelişimi esnasında bastırıcı ve yasaklayıcı önlemler ne kadar zararlıysa  kontrolsüz ve aşırı hoşgörülü tutumlar da bir o kadar yanlış sonuçlar doğurabilir.3-6 evresinde ebeveynlerin çocuklarla banyoya çıplak girmesi de başka bir sakıncalı davranıştır.Çünkü çocuklar bu dönemde erojen dürtülere açık olduğundan ebeveynlerin çocuklarıyla banyodayken giyinik olmalarına özen göstermeleri gerekiyor.

                                                                                  İsmail KEKÜLLÜOĞLU

[1]                                                                                



[1] Makalenin ilk yayını  20,09,2006  www.okuloncesi.gen.tr sitesidir okuduğunuz metin yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş halidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

AİLE-ÇOCUK İLETİŞİMİ VE ETKİN DİNLEME

16/1/2008 · Kategori: MAKALELERIM

AİLE-ÇOCUK İLETİŞİMİ VE ETKİN DİNLEME

 

İnsanlar anababa olunca yeni bir rol üstlenip insan olduklarını anababaların da insani kusurları duyguları kişisel sınırlılıkları olduğunu unuturlar.Duyguları ne olursa olsun onları ifade etmek için kendilerini özgür hissetmezler.Çoğu kez anababalardan şu sözü duyarız.”Ben kendimi çocuğuma adadım, onun için yaşıyorum”.Çocuklarını sevmeden hiçbir koşula bağlı olmadan hoşgörülü davranmaları kendi bencil gereksinimlerini bir tarafa bırakıp çocukları için özveride bulunmaları hepsinden öte kendi anababalarının yaptığı hataları yapmamaları gerekir diye çok zorlanırlar.

Anababalar  kendilerini çocuklarına karşı olumlu duyguları olduğu kadar olumsuz duyguları da olabilecek bir kişi olarak kabul etmelidir.

Anababanın yapmacık kabulü: herkesin bildiği gibi çocuklar anababalarının tavırlarına karşı son derece duyarlıdırlar.Anababalar çocuklarına karşı sözsüz iletilerde gönderirler.Gerçek duygusu kızgınlık olan ebeveynin ses tonu ve mimikleriyle bunu belli etmemesi olanaksızdır.Sonuçta onaylanmadığını hisseden çocuk, o anda ebeveyni tarafından sevilmediğini anlar.

Yapmacık kabullenmenin çok önemli bir yan etkisi de uzun gelecekte çocuk ve anababa arasındaki ilişkiye zarar vermesidir.Çocuk karışık iletiler alınca anababasının dürüstlüğü konusunda kuşkular duymaya başlar.Çocuğunuza kabul etmeyeceğiniz davranışları yaptığı zaman , kişi olarak onu kabul etmeyeceğinizi söylemede yarar vardır.Böylece çocuk gerçek duygularınızla davrandığınız için , sizi açık ve dürüst olarak algılamayı öğrenecektir.

Sınırlar koyma ya da kısıtlamalar yerine çocukların kabul edilemez davranışlarını değiştirmede kullanılacak daha etkili yöntemler vardır.

Bunlardan biri de “Etkin Dinleme” metodudur.”Dr. Thomas Gordon’un Etkili Anne Baba Eğitimi Programında” bu teknik ebeveynlere öğretilmiş ve çok faydalı olmuştur.

Etkin dinleme bir dizi tavır gerektirir.Bunlar:

·        Önce çocuğun söylemek istediğini duymak istemelisiniz.Zamanınız yoksa çocuğa söyleyin

·        Duyguları ne olursa olsun gerçekten kabul edebilmelisiniz.

·        Duyguların sürekli değil geçici olduğunu anlamalısınız.Nefret sevgiye dönüşebilir., hayal kırıklığı yerini umuda bırakabilir.

·        Çocuğun ayrı bir birey olduğunu görebilmelisiniz.

 

Etkin dinlemede alan önce gönderenin duygularını ve iletinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır.Sonra bunu doğruluğunu sınamak için kendi sözcükleriyle gönderene geri iletir.Alan, bu iletide değerlendirme, öneri ve görüş bildirme, soru sorma gibi kendisinden bir şeyler göndermez.Yalnızca gönderenin iletisinden anladığını iletir.etkin dinleme çocukların duygu boşalımına yardımcı olur.Çocuklar duygularını keşfeder.Olumsuz duygular dile getirildikten sonra sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi kaybolur.Çocuğun sözleri (özel kodu) duygularını ileten bir araçtır.Kod ileti değildir.Anababalar bu kodu çözmelidir.

Aşağıdaki örnekte kodu olduğu gibi tekrarlamakla, anababanın önce kodu çözüp ardından çocuğun duygusunu geri bildirmesi arasındaki fark görülmektedir.

Örnek:

Ahmet : Bak,anne bana aldığınız sürpriz yumurtanın içinden çıkan parçalarla kendime bir oyuncak yaptım.

1.Anne:Yumurtanın içinden çıkanlarla bir oyuncak yaptın.(KODU YİNELEME)

2.Anne:Yaptığın oyuncakla gurur duyuyorsun.(DUYGUYU GERİ İLETME)

Anababalar etkin dinleme metodunu uygularken papağanlaşan bir duruma düşmemelidir ve doğru yapabilmek için çok sayıda uygulama yapmak gerekebilir.

Koşulsuz kabuller, aşırı ilgilenme, ihtiyaçların derhal giderilmesi..tüm bunlar çocuğun bağımlı bir kişilik geliştirmesine sebep olacak tutumlardır.Tanıdığım evli bir çiftin çocuklarının ilk aylarını hatırlıyorum.Anne sağlık problemlerinden dolayı ikinci bir çocuk sahibi olamayacak birisiydi:Bu durum da çocuklarıyla ilgili tutumlarını etkiliyordu.Çocuklarının 10-11. aylarıydı zannedersem; üçümüz oturmuş sohbet ederken aniden içerde uyumakta olan bebeğin ağlama sesi duyuldu ve ikisi de koşarak bebeğe bakmaya gittiler.Ama nasıl bir gidiş..Aksiyon filmlerini aratmayacak kadar hızlı, uçarcasına koştular.Bebek “ben buradayım, uyandım “mesajı vermek istiyordu  tabii.yıllar sonra tekrar karşılaştığımızda çocuklarının durumunu sordum.”İlkokula başladığını, derslerinde başarılı olduğunu ancak biraz güvensiz olduğunu söylediler(Kaldırımda karşıdan karşıya tek başına geçemediğini, bakkala ekmek almaya gitmek istemediğini vs.)

Çocuklarımızın bağımsız birer birey olarak yetişmesi, kendine güvenen, yaratıcı kişilik özelliklerine sahip insanlar olmasını istiyorsak onlara karşı tutumlarımızı gözden geçirmeliyiz.Yapmacık tavırlar yerine hissettiklerimizi çocuğa uygun bir dille iletmeli onun sorunlarını ve duygularını da anlamaya çalışmalıyız.Etkin dinleme ilkelerini de göz önünde bulundurarak çocuğun sorun çözümünün ilk basamağını başlatırız.Çocuklar genellikle bundan sonrasını kendileri getirir ve kendi çözümlerini bularak, sorunlarının üstesinden gelirler.

                                                                                             

İsmail KEKÜLLÜOĞLU

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!